3 Ocak 2019 Perşembe

Cryptochrome 1

Kriptokrom genlerinde meydana gelen mutasyon nedeniyle ortaya çıktığı tespit edilmişti. Gece gündüz algısı ve adaptasyonunda görev alan Kriptokrom 1(CRY 1) geninde meydana gelen mutasyon kişilerin biyolojik saatlerinde 2-2.5 saatlik bir gecikmeye neden oluyor ve CRY 1 geninde mutasyon taşıyan kişiler geç saatlere kadar uyuyamadıkları gibi sabah erken saatlerde uyanma konusunda da güçlük çekebiliyor.

Gen sembolü

Cry 1

Gen açıklaması

kriptokrom 1

Birincil kaynak

Araport: AT4G08920

Locus etiketi

AT4G08920

Gen tipi

protein kodlaması

RNA adı

kriptokrom 1

RefSeq durumu

GÖZDEN

organizma

Arabidopsis thaliana (ekotip: Columbia)

soy

Eukaryota; Viridiplantae; Streptophyta; Embryophyta; Tracheophyta; Tohumlu bitkiler, Magnoliophyta; eudicotyledons; Gunneridae; Pentapetalae; rosids; malvids; Brassicales; Brassicaceae; Camelineae; Arabidopsis

Ayrıca şöyle bilinir

ATCRY1; BLU1; MAVİ IŞIK KILAVUZ 1; kriptokrom 1; Kriptokromların 1 apoprotein (MAVİ IŞIK fotoreseptör; UZATILMIŞ hipokotil 4; HY4; OOP2, faz 2'den; T3H13.14; T3H13_14

Özet

ATP bağlanması ve otofosforilasyon aktivitesine sahip bir flavin tipi mavi ışık fotoreseptör olan CRY1'i kodlar. Işığın mavi / yeşil oran algılamasındaki fonksiyonlar. Fotoreseptör elektron nakliyesinde rol oynar. Mutant fenotip, hipokotil uzamanın mavi ışık bağımlı inhibisyonunu gösterir. Fotoreseptör aktivitesi, CRY1'in N-terminali CNT1 alanlarının ışık kaynaklı homodimerizasyonunu gerektirir. Mavi ışık kaynaklı stoma açıklığında yer alır. Proteinin C-terminal alanı, ışığa bağlı bir konformasyon değişikliğine uğrar. Ayrıca sirkadiyen ritim yanıtı ile ilgili, mutantlar, mavi ışık altında uzun hipokotil sergiler ve sirkadiyen ritimlere tepki olarak faz dışıdırlar. CRY1 çekirdeğinde ve sitoplazmada bulunur. CRY1'in farklı alt hücresel havuzları, Arabidopsis fidelerinin fotomorfojenezi sırasında farklı işlevlere sahiptir.

Sirkadiyen: 24 saatlik periyot içerisindeki biyokimyasal ve psikolojik davranışlarının bütünüdür

Konformasyon: Bir molekülün atomları arasındaki bağlar etrafında dönme hareketleriyle alabileceği her türlü geometrik düzenlemeyi kapsar ( bağ kırılması olmadan

KURŞUN OKSİT VE ETKİLERİ


Kurşun, geçmişte zararsız sanılırdı; ama aslında sağlık sorunlarına neden olan bir zehirdir. Roma döneminde kurşun genellikle boru yapımında kullanıldı. İmparatorluğun içme suları ve Roma hamamları için gereken sular, kurşun borularla dağıtılırdı. Ayrıca seramiklerin sırlarında kurşun kullanılırdı. Kullanılan kurşun, seramik üretiminde sır yapımını kolaylaştırıp pişirme derecesini düşürüyordu. Ayrıca kurşun metal oksitten elde edilen boyaları daha canlı gösterirdi. MÖ 400 yılından beri kurşun karbonat(üstübeç) kurşun beyazı olarak kullanıldı. Kurşun borularla taşınan sular kurşun zehirlenmesi yine seramiklerde kullanılan kurşun, küçük çatlaklarla suya temas edip zehirlenmeye neden oldu. Kurşun zehirlenmesi, çok tehlikelidir; çünkü insanların sinir ve beyin hücrelerine zarar verir. Özellikle beynimizin kortex kısmına büyük zarar verir. Kortex nedir? Beynimizin dışını kaplayan zardır. Bizi insan yapan özelliğimizdir. Eğer kortex iyi gelişemezse ya da hasarlı olursa saldırgan, sapık, katil yani kısacası şiddete eğilimli bireyler oluşur. Yapılan araştırmada, tüm seri katillerin ve sadistlerin kortexleri iyi gelişmemiş ya da hasarlıdır. Yine ortaçağ seramiklerinde, Osmanlı İznik seramiklerinde kurşun kullanılmış ve hamamlara gelen su kurşun borularla taşınmıştır. Etkisini anlayamamışlar ve ağır metal zehirlenmesine uğramışlar. Çünkü zehirlenme, genellikle vücutta biriken kurşunun tehlike sınırını aşmasıyla ortaya çıkar.İlkelleşmişler,saldırganlaşmışlar, ve şiddet eğilimli bireyler olmuşlardır. Bunların da etkisiyle büyük imparatorluklar ortadan kalkmıştır. Metal oksitler insanı ilkelleştirir ve insan olma yolunda ki evrimimizi(beyinsel ve düşünsel gelişim olarak) tersine çevirir. Bu bilinen en etkili ve gizli silahtır.


GENLER NEDEN MUTASYONA UĞRAR



Genler, doğal ya da yapay koşullarda mutasyona uğrayabilirler. Mutasyon adı verilen değişikliklerle, genlerde kalıtsal değişimler görülür. Canlılarda genler tarafından belirlenen ve döllerle aktarımı gerçekleştirilen kalıtsal değişimler ise “varyasyon” olarak adlandırılmaktadır.



Varyasyonların mutasyon ile meydana gelenleri;

- Kromozom yapısındaki değişimler;

- Kromozom sayısındaki değişimler;

- Genlerdeki değişimlerle ortaya çıkan kalıtsal değişikliklerdir.

GEN MUTASYONU



Mutasyon ya da değişinim, bir canlının genomu içindeki DNA ya da RNA diziliminde meydana gelen kalıcı değişmelerdir. Mutasyona sahip bir organizma ise mutant olarak adlandırılır.

Mutasyonlar, genel olarak germ hattı mutasyonları ve somatik mutasyonlar olmak üzere ikiye ayrılır. Doku hücreleri içinde gerçekleşen bir mutasyon, kalıtsal olamayacağı için kuşaktan kuşağa aktarılmaz. Bedensel (somatik) mutasyonlar bu anlamda kalıtsal değildir. Eşey (üreme) hücresi mutasyonları, diğer ismiyle germ hattı mutasyonları ise kalıtsaldır ve bir sonraki nesillere aktarılır.

Bireyin,kalıtsal özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan genetik şifre, herhangi bir nedenden dolayı (DNA onarımı, mayoz bölünme veya DNA replikasyonu sırasında meydana gelen hatalar, transpozonlar, virüsler, X ışını, radyasyon, ultraviyole, bazı ilaç ve mutajenkimyasallar, ani sıcaklık değişimleri vb. etkenlerle) bozulabilir.[ Bunun yanında hipermutasyon gibi hücresel süreçlerde organizmanın kendisi tarafından da tetiklenebilir.
Bu durumda DNA’nın sentezlediği protein veya enzim bozulur. Böylece canlının, proteinden dolayı yapısı, enzimlerinden dolayı metabolizması değişebilir. Mutasyon ters evrimin temelini oluşturur

Mutasyonlar, kalıtsal materyalin normal kombinasyonunu değiştirmeyen, kalıtsal yapıda meydana gelen bütün değişikliklerdir. Mutasyon terimi genel olarak

Kromozom yapısının değişmesini,Kromozom sayısının değişmesini,Genlerdeki değişiklikleri kapsar
Bu anlamda mutasyonlar, sitogenetikte, değişimlerin kapsamlarına göre, Genom mutasyonu, Kromozom mutasyonu ve Gen mutasyonuolarak adlandırılıp üçe ayrılırlar. Genom mutasyonları kromozom sayısındaki değişmeler olup kromozom mutasyonları ise ışık mikroskobu altında incelenebilen ve kromozomun iç yapısında oluşan değişimlerdir. Gen mutasyonları ise ışık mikroskobu altında görünmeyen ve tek bir geni kapsayan mutasyonlardır.

Mutasyonlar, dizilimlerde farklı türde değişimlere yol açabilirler; Bu anlamda bir mutasyon, canlı organizmanın fenotipik özelliklerindenegatif veya pozitif etkilere sahip olabileceği gibi nötr mutasyonlar hiçbir etkiye sahip olmayabilirler (durağan veya sessiz mutasyonlar). Bu tür değişimler, bir gen ürünündeğişmesinde veya genin doğru ya da tamamen işlemesini engellemede herhangi bir etkileri olmayabilir. Drosophila melanogaster sineği üzerinde yapılan çalışmalar, gen tarafından oluşturulan bir proteinin mutasyonunda, bu mutasyonun yaklaşık %70'inin zararlı etkilere sahip olduğunu, geri kalanının ise ya nötr ya da zayıf faydalı etki gösterdiğini ortaya koymaktadır.
 Mutasyonların genler üzerindeki zararlı etkileri nedeniyle, organizmalar mutasyonları gidermek için DNA onarımı gibi mekanizmalara sahiptir.

Genetik materyal olarak RNA kullanan virüsler, sürekli ve hızlı bir şekilde çoğalıp geliştikleri için onlara avantaj sağlayan hızlı mutasyon oranlarına sahiptir,[8] ve bu şekilde insan bağışıklık sistemi gibi savunma mekanizmalarını atlatabilir ve reaksiyonlardan kaçabilirler.

DMT



DMT
DMT Dimethyltryptamine – Di metil triptamin: Triptamin ailesinin en güçlüsü. Varlığı uzun sürelerdir bilinmesine rğmen ne işe yaradığı halen anlaşılamamış, öyle ki DMT’ nin yan etkisi olan saykodelik sanrılar onun dünyanın en etkili uyuşturucusu yapıyor bir zamanlar dünyaya damgasını vurmuş LSD bir DMT’nin kırmasıdır. Laboratuvar da üretilmiş ve DMT’ nin verdiği etkilere benzer bir etkiyi beyinde yaratan ancak bazı yönlerden farklılaşan bir madde. DMT sinir sistemine sahip olsun olmasın bütün canlılarda bulunan bir maddedir. Bütün canılılar ya DMT üretiyor yada DMT ile yaşıyor. vücutların da kesinlikle DMT bulunuyor. Geçtiğimiz yıllara kadar yaygın görüş. DMT bitkilerden memelilere geçiyor ve artması halinde de saykodelik bir etkisi oluyor bu yüzden DMT içeren bitkiler dahil birçok şey yasaklandı. Ancak yıllar içinde kanıtlandı ki DMT vücutta üretiliyor. Hatta DMT ile en aktif olan bölge tarafından üretiliyor. Epifiz bezi.

DMT Vücutta Ne Zaman Salgılanıyor;
Uyku anında özellikle REM uykusunda rüya anında DMT salgılanıyor, çok küçük miktarlarda bu da rüyayı diğer rüyalardan biraz farklı kılıyor. Hayatımız boyunca unutamadığımız ve çok açık bir şekilde bir şeyler anlatan rüyalar hep DMT etkisinde olan rüyalar, ancak DMT ‘nin salgılandığı yüksek miktarda salgılandığı iki önemli olay daha var, doğum ve ölüm. Doğum anında hem anne hem bebek yüksek miktarlarda DMT salgılıyor. Melatonin hormonu ile DMT arasında bir ilişki var fakat bu kanıtlanamamış. Hem şizofreni hastaları vücutlarında yüksek miktarda DMT var hem de DMT’yi yasadışı biçimde kullanmış insanlar üzerinde yapılan araştırmada melatonin ve DMT ile başlayan sanrı ile melatoni olmayan DMT ve sanrı arasında çok büyük bir fark var. Ancak aralarında ki bağ henüz kanıtlanamadı.

DMT İnsana Gerçekte Ne Yapıyor;
Sanrı görülen tüm maddeler insanların kişiliğine dair bazı şeyler gösterir ve kişiden kişiye değişen deneyimler yapar. Fakat, DMT ‘de öyle değil. DMT kullanmış veya DMT ‘ye maruz kalmış bu transa girmiş kişiler ortak bir noktada ayni görüşü savunuyorlar. Bu transların evreni görme şekillerini kökden değiştirdiğini ve birlik hissiyatı verdiğini söylüyorlar. Bu bilgi öyle bir bilgi ki herhangi bir şekilde yazıya dökülemiyor, veya bizm dilimizde anlatılamıyor. Ancak sembolik anlamda şöyle: Evren bir gözlemcinin onu gözlemlemesinden ibaret bir ilüzyon ve bu transa girmiş kişilerde öncelikler hepsi ölmüş hissiyatına kapıldıklarını, kesinlikle öldüklerine emin olduklarını söylüyorlar. Ve ölümden sonra yüzleşmenin ve bu yüzleşmenin de huzurlu bir yere çıktığını söylüyorlar. DMT ile kesinlikle daha üst bir bilince bağlandıklarını onunla yüzleştiklerini söylüyorlar. DMT kullanımı arttığında ise bu bilinci kendi bilincinden başkası olmadığını anladıklarını söylüyorlar.

EMBRİYONİK KÖK HÜCRELER


Destek hücreleri ve ajanların yokluğunda başkalaşarak elde edildikleri canlı vücudunu oluşturan her türlü hücre ve dokuya dönüşebilirler. Embriyonik kök hücre elde etmek için klonlanan embriyolardan elde edilen embriyolardan elde edilen embriyolardan elde edilirler. Ama manşetlerin arkasındaki hikaye nedir? Embriyonik kök hücreler, destek hücreleri ve ajanların yokluğunda başkalaşarak elde edildikleri canlı vücudunu oluşturan her türlü hücre ve dokuya dönüşebilirler.